Makaleler

Eyl08

ORTADOĞU’DA YENİ GÜÇ EKSENİ

Yazar // TÜRKİYE’NİN GÜNEYİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR, Ergun Göknel Kategori // Orta Doğu, Türkiye, Amerika

ORTADOĞU’DA YENİ GÜÇ EKSENİ

Ortadoğu’da yeni bir güç ekseni oluşuyor veya oluşturuluyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama 2009 yılından beri dış politikada Uzak Doğu’yu kademe kademe öne çıkarmakta. Son olarak Kasım 2012 Uzak Doğu ziyaretinde açıkça, bundan böyle Uzak Doğu ve de özellikle Çin’in ABD dış politikasının temelini oluşturacağını söyledi. Obama’nın sözleriyle: “Asya Pasifik bölgesi ABD’nin geleceğinde, yalnız ekonomik değil politik ve güvenlik hedeflerimiz açısından da,  en önemli bölgelerden birisidir.”Suriye’de iki yıldır devam etmekte olan iç savaş, bu ülkenin kuzeyinde de özerk bir Kürt Bölgesi oluşumunu son haftalar içerisinde hızlandırmıştır. Doğal olarak bu bölge de Türkiye ile ekonomik entegrasyona gidecektir. Akdeniz’e çıkışı olmayan bu bölgeler yaşamak ve gelişmek için Türkiye ile sıkı ilişki içerisinde olmak zorundadırlar. Gerek Irak gerekse Suriye’deki Kürt toplumunun son on yılda Arap egemenliğine karşı gelmesi onları siyaseten de Türkiye’ye bağımlı kılmaktadır.
Nüfus olarak en kalabalık Kürt toplumunun yaşadığı Türkiye iç politikasında son altı aydır yürütülen “barış süreci” ile, Türkiye sınırları içerisinde yaşayan Kürtler, kısmen de olsa, ilk defa kısıtlı bir yerel özerkliğe sahip olacaklardır. Böylece dört ülkede yaşayan Kürtler, İran hariç olmak üzere, yalnızca belli bir özerklik kazanmanın dışında, bu yeni güç ekseninde yer alarak Orta Doğu’da önemli bir unsur haline geleceklerdir.

ABD’nin ve Batı dünyasının enerji gereksiniminin sürdürülebilir güvenliğinin sağlanması ise Orta Doğu’daki barış ve güvenliğin devamına bağlıdır. Son on yılda ABD bu bölgeye devamlı müdahalelerde bulunmuştur. Irak savaşı ve devam etmekte olan Afganistan savaşı en çarpıcı örneklerdir. Fakat şimdi ABD dış politikası yüzünü Asya ve Pasifik bölgesine çevirmektedir. Orta Doğu’da güvenliği sağlayacak bir veya birkaç emanetçiye ihtiyacı vardır.
Ayrıca İsrail’in bölgede içine düştüğü izolasyondan kurtulması için, Orta Doğu’da İran öncülüğünde etkin bir Şii Müslüman bloğu oluşması ve Sünni çoğunluğun olduğu bölgelerde ise El Kaide yakını yönetimlerin iktidara gelmesi ihtimaline karşı ABD yeni bir güç eksenini yapılandırma yoluna girmiştir.
Bölge jandarması görevini üstlenebilecek yeni bir güç ekseni yaratılmaya çalışılmaktadır. Adını koyarsak: bu güç ekseni İsrail – Kürt Özerk Bölgeleri – Türkiye tarafından oluşturulacaktır. İsrail’in ABD dış politikasında aldığı yer çok iyi bilinen bir gerçektir. Türkiye ise bugüne kadar ABD doğrultusunda bir dış politika izlemiş ancak hiçbir zaman öncü ve tayin edici olmamıştır. Şimdi bölgede yeni bir unsur olarak Kürt Özerk Bölgeleri oluşmaktadır. İran ve Arap ülkelerinin, Şii ve Sünni İslam çatışmalarının dışında kalacak bir güç ortaya çıkarılmaktadır.
Son on yılda Irak Devleti sınırları içinde oluşan Kürt Özerk bölgesi bugün neredeyse tümüyle Türkiye ile ekonomik entegrasyon içine girmiştir. Irak merkezî hükümetinin Şii Başbakanı Maliki bir taraftan ülkedeki Sünni azınlığı dışlarken, diğer taraftan da Kürt Özerk Bölgesindeki petrol kaynaklarını kaybetmemek için zaman zaman tehditler savurmaktadır. Böyle zamanlarda Bölge başkanı Barzani politik olarak da Türkiye’nin himayesine sığınmaktadır.

Bu siyasal projenin gerçekleşebilmesi için tabii ki bir dizi pürüzün de ortadan kalkması gerekir. ABD dış politikası, gerekli yol temizliğine girişmiştir bile. Son altı aya bir göz atalım. 
Başkan Obama, 22 Mart 2013 günü İsrail’den ayrılırken, havaalanında Başbakan Netanyahu’nun eline sıkıştırdığı telefonla, onu Başbakan Erdoğan’dan özür dilemeye zorladı. 2010 yılı Temmuz ayında gelişen Mavi Marmara olayı sonrası Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler en alt düzeye inmiş, büyükelçiler geri çağrılmıştı. İlişkilerin düzeltilmesi için Erdoğan’ın üç koşul öne sürüyordu:
1. İsrail Türkiye Cumhuriyetinden özür dileyecekti,
2. Mavi Marmara olayında hayatını kaybeden Türkiye vatandaşlarının ailelerine İsrail tarafından tazminat ödenecekti,
3. İsrail Gazze ablukasını kaldıracaktı.
Netanyahu’nun telefonda Erdoğan’a söylediklerinin ne derecede istenen özür kelimelerini içerdiği tartışma konusu olsa da, Obama’nın bu konuda Erdoğan’a telkinleri, özrün kabul edilmesi ve iki devlet arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için ilk adımın atılması ile sonuçlandı.  Dikkat çekici olan İsrail devletinin, tarihinde ilk defa, askerî bir operasyondan sonra özür dilemiş olmasıydı.
Netanyahu’nun özür dilemesinden bir gün önce, 21 Mart 2013 tarihinde Nevruz dolayısıyla, Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın “barış bildirisi” okunuyordu. İki olayın böylece neredeyse aynı gün oluşmasının bir rastlantı olduğu düşünülse bile, hazırlık safhası kısa bir zaman dilimindedir.
Olayları sıralayalım:
• 6 Kasım 2012’de Obama ikinci defa ABD Başkanı seçiliyor,
• Seçilmesini izleyen günlerde 17-20 Kasım 2012 tarihleri arasında yaptığı Uzak doğu ziyaretinde, ABD’nin dış politikasının bundan böyle Asya ve Pasifik ağırlıklı olacağını açıklıyor,
• Abdullah Öcalan Eylül 2012’de Başbakan Erdoğan’a yazdığı mektupta Suriye’deki gelişmelere dikkat çekerek, çözüm sürecini yeniden ağırlık vermesini istiyor,
• 2012 Aralık ayı sonunda MİT Müsteşarı Hakan Fidan Öcalan ile görüşüyor ve çözüm süreci güncelleniyor,

Bu zamanlamaya dikkat edelim. Türkiye’deki Kürt sorununu çözümlemek ve İsrail-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi çabası üç aylık bir döneme sığıyor ve ABD Başkanı Obama, söylemi ve uygulaması ile bu gelişmeler içerisinde önemli bir yer tutuyor.
Şimdi Orta Doğu’da yeni bir güç ekseninin kurulması için ortadan kaldırılması gereken iki engel için de ilk adımlar atılmıştır. Türkiye’nin gerçekten bölgesel bir güç olması bu pürüzlerin ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Öncelikle olabildiğince kısa sürede İsrail-Türkiye ilişkilerinin, geçmiş yıllardaki düzeyde olmasa dahi, ortak çıkarlarını göz önünde tutan bir düzeye gelmesi gerekir. Bu durumun gerçekleşmesi için Başbakan Erdoğan’ın öne sürdüğü üç koşuldan birincisi (özür dilenmesi) yerine getirilmiştir. Hayatını kaybeden Türk vatandaşlarına verilecek tazminat konusunda üç görüşme yapılmıştır. Bir anlaşmaya varılması uzak görülmektedir. Erdoğan, Arap kamuoyundaki prestijini düşünerek, anlaşma sürecini yokuşa sürmektedir. Gazze ablukasının kaldırılması ise çok daha dikenli bir yoldur.
Türkiye’deki Kürt toplumu ile ilgili konularda belli bir ilerleme sağlandıysa da, en büyük engel demokratikleşme olacaktır. AKP tarafından Meclise sunulacak olan “Demokrasi Paketi”nin ne derece kabul gördüğü henüz meçhuldür. Burada da en büyük iki engel seçim sisteminin alacağı şekil ve devlet okullarında anadilde eğitim olanağının yaratılmasıdır.
Son günlerin, bu doğrultudaki, diğer bir gelişmesi de Suriye’nin kuzeyinde Kürt Özerk Bölgesi kurulması için atılan ilk adımlardır. PYD eşbaşkanı Salih Müslim’in iki günlük İstanbul ziyaretinde yapılan görüşmeler sonunda ortaya iki gerçek çıkmıştır:
1. Suriye Kürtleri Türkiye’yi tedirgin etmek istememektedir,
2. Türkiye, Esad ile işbirliği yapmamaları ve bir emri vaki ile özerklik ilân etmemeleri koşuluyla, Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu yerleşim birimlerinde, Arap, Türkmen, Süryani gibi azınlık toplumlarının temsilcilerinin de katılacağı, idarî bir yapılanmaya gidilmesini kabul etmektedir.
Sonuç olarak:
• Türkiye’nin komşularıyla olan güney sınırı, Hatay ilimiz sınırının büyük bir bölümünün Esad rejimi tarafından kontrol edilmesi dışında,  nerdeyse tümüyle Kürt Özerk Yönetiminin denetimindedir.
• Güneyde, belli bir süreç içerisinde Türkiye-Kürt Özerk bölgeleri işbirliği gelişecektir,
• ABD tarafından planlanan yeni güç ekseninin gerçekleşmesi için, Türkiye İsrail ilişkilerinin düzelmesi ve Türkiye’de demokratikleşmenin hız kazanması gerekir.
2014 ve 2015 yıllarında ülkemizde yapılacak tüm seçimlerde bu planın gerçekleşmesinde ne kadar yol alındığı önemli bir yer tutacaktır.

Yazar Hakkında

TÜRKİYE’NİN GÜNEYİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç