Makaleler

Ağu17

ab ülkeleri neden türkiye'yi üye olarak kabul edeceklerdir

Yazar // Ergun Göknel

ab ülkeleri neden türkiye'yi üye olarak kabul edeceklerdir

 Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, AB'nin ana karar verme kuruluşudur ve üye ülkeler arasında ekonomik ve siyasi kararların yerine getirilmesi için koordinasyon rolü oynar. Avrupa Konseyi üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşmakla birlikte gündemdeki konuya göre ele alınacak konularla ilgili bakanlar düzeyinde temsilcilerden de oluşturulabilir.

 

Avrupa Konseyi, AB'ne üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla Avrupa Komisyonu Başkanı'nı, 1974 yılından beri, yılda en az iki kez bir araya getirir. ‘Avrupa Zirvesi’ olarak da adlandırılan bu toplantılarda liderler önemli konuları ve AB Bakanlar Konseyi’nde çözümlenemeyen ihtilafları tartışırlar. Avrupa Konseyi, AB’ye yol gösterici genel siyasi kuralları sağlamayı amaçlar. AB Bakanlar Konseyi’nden ayırmak amacıyla AB Başkanlar Konseyi olarak adlandırılır.

Her iki kurumun da Türkiye’yi dışlamaktan kaçınmaları ve müzakereleri yavaş da olsa yürütme yolunda karar vermeleri AB için bir tür zorunluluktur. Nedenlerine bakalım.

• Önce “Ortak Pazar” sonra da “Avrupa Ekonomik Topluluğu” olarak kurulmuş olan AB’nin bugüne kadar ağırlık noktası ekonomidir. Bugüne kadar erişilmek istenen ABD ve Japonya’nın belki de şimdilerde Çin’in karşısına belli bir ekonomik ağırlıkla çıkmak ve Avrupa ekonomisini üst seviyede yaşatmaktı. Şimdi anlaşılmıştır ki dünya siyasetinde belli bir ağırlık sahibi olmadan, yalnızca ekonominin büyüklüğü ve sağlamlığı ile yaşamı sürdürmek pek olanak dahilinde değildir. Dünya siyasetinde söz sahibi olmak için ekonominin güçlü olması gerektiği gibi, silah gücü ve stratejik güç de önemli ve hatta son derece gereklidir. Bugün dünya siyaseti ve ekonomisinin merkezi Orta ve Yakın Doğu ülkelerinin coğrafyasındadır. Gerek enerji politikası, gerekse enerji kaynaklarının varolduğu ülkelere egemen olma politikası bu bölgeye büyük bir ağırlık vermektedir. AB’nin dünyada politik ağırlığa sahip olması, ancak Türkiye gibi bu bölgede kilit durumunda olan bir ülkenin AB üyeliği ile gerçekleşebilir.

• Başlangıçta Yunanistan, sonra İrlanda ve Portekiz’in, sonra da bugünlerde Fransa’ya kadar erişen kriz olgusu AB içinde tek sağlam ekonomi olarak şimdilik Almanya’nın kaldığını göstermektedir. Ekonomik verilere bakıldığında, bugün rating kuruluşlarınca BBB seviyesinde tutulan Türkiye değerlendirmesinin pek de inanılır olmadığı görülecektir. Bugün ekonomisi sallantıda olan AB ülkelerinin rating değerlendirmeleri Türkiye’den bir kaç kademe yüksektir. Ancak makro ekonomik veriler Türkiye’nin ne kadar farklı ve iyi bir ekonomiye sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Şimdi Brüksel’den sık sık Türkiye’nin AB’ye katılması ile, Birliğin ekonomik durumuna ciddi olumlu katkıda bulunacağı yorumları işitilmektedir.

• İnsanlık için, enerji kaynaklarından daha da fazla önem taşıyan su kaynakları da bu bölgede önemli oranda Türkiye tarafından kontrol edilmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin üye olması AB’nin bu konuda da çok değerli sayılacak şekilde söz sahibi olmasını sağlayacaktır.

• Türkiye gibi, terörle mücadelede deneyimli güçlü bir orduya sahip bir ülkenin AB üyeliği Birliğin silah gücünü arttıracağı gibi savaş deneyimi olan bir güce de sahip olmasını sağlayacaktır.

• Türkiye’nin AB üyesi olmasıyla enerji kaynaklarının ve yollarının güvenliği AB tarafından sağlanacağı gibi, stratejik tehditlerin kaynaklandığı ve sıcak savaşın en yoğun olduğu bu bölgelerde söz sahibi olabilecektir.

• Ekonomi bakımından, kolay kolay aşılamayacak bir kriz dönemine girmiş olan AB ülkelerinin ekonomisi, Türkiye gibi dinamik, genç ve tüketim potansiyeline sahip 70 milyon nüfuslu bir ülkenin üyeliği ile yeniden canlanma fırsatını elde edecektir.

• Önümüzdeki yıllarda dünya ekonomisinde iki yeni devin söz sahibi olması beklenmektedir: Rusya ve Çin. Bu iki ülkenin çevresini de etki sahasına alması kaçınılmazdır. Türkiye gibi dinamik ve ekonomik gelişmeye açık bir ülkenin özellikle komşusu Rusya’nın ekonomik ve sonra da politik etki alanına girmesi AB’nin en son istediği gelişmedir. Bu sebepten, bir an önce, Türkiye’nin AB bağlantısının güçlendirilmesi ve AB’den kopamayacak duruma getirilmesi gereklidir.

• Kıbrıs ve Yunanistan gibi iki üyesinin yıllardır ihtilaf halinde olduğu bir ülkenin AB üyesi olması, bu ihtilafların ve her türlü anlaşmazlığın dostça görüşmelerle ve barışçı yollarla çözümlenmesini sağlayacak. Bu bölgedeki sıcak savaş olasılığını ortadan kaldıracaktır.

• AB ülkelerinden değişik bir inanca ve kültüre sahip olan Türkiye, AB içerisinde, bu özellikleriyle Avrupa Birliği ülkelerinin toplumsal yaşamını zenginleştirecek ve “kültürler savaşı” paranoyasından kurtulunması yolunda gerçek bir adım atılmasını sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki Anadolu uygarlığının mirasçısı olan Türkiye, AB’nin sahip olduğu Yahudi/Hristiyan kültüründen çok daha eski ve zengin bir kültür varlığına sahiptir. Bu kültür varlığının AB’ye dahil olması paha biçilmez kültürel bir zenginliği ortaya çıkaracaktır.

Sonuç olarak AB’nin Türkiye’yi ergeç tam üye olarak kabul etmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu durumun en açık ispatı ise, Türkiye ile yürütülecek üyelik müzakereleri başarısızlıkla sonuçlandığı takdirde, sıkı bağların devam edebileceği bir çözüm aranması gerektiğinin devamlı olarak ifade edilmesidir.

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç