Denemeler

Eyl16

Yeniden siyasette ahlak

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Siyaset

Yeniden siyasette ahlak

Okuyucularım soracaklardır: Siyasette ahlak konusunu yazmaktan bıkmadın mı?”

Daha henüz bıkmadım. Söyleyeceklerimin tümünü dile getirdikten sonra belki bir ara vereceğim. Ondan sonra yeni davranışlar ve kavramlar ortaya çıktıkça, gene devam edeceğiz.

Benim “Siyasette ahlak” konusunda yazmamı, düşünmemi ve görüş ileriye sürmemi yadırgayanlar ve hatta “tiksinç” bulanlar olabilir. Bu şekilde düşünenler için geçen defaki yazımı okumalarını öneririm. O yazıda bu durumu yadırgayan bir okuyucumun yorumlarına görüşlerimi belirtmiştim.

Şimdi esas konumuza dönelim….

Ahlak denilince toplumda akla gelen davranışlar nelerdir? Genelde yolsuzluk, yalan söyleme, rüşvet, adam kayırma; ve böylece devam edebiliriz. Yöneten-yönetilen ikilemi ile fakir-zengin farkı sosyal hayatta dikkat çekecek kadar göze batacak hale geldikçe, genel anlamdaki ahlak anlayışı değişerek, yukarıdaki ahlak dışı davranışların çoğalmasını ve de doğallaşmasını getirecektir.

Toplumda yöneten-yönetilen ve fakir-zengin çelişkileri azaldıkça diğer ahlak sorunları da azalacaktır.

Siyasal ahlakın temel unsurlarını saptarken olumsuzluk içeren kuralları sıralamak bizi doğruya götürmez. Siyasal ahlakta olumsuzdan değil, olumludan yola çıkmanın gerekliliğini kimsenin tartışmaması gerekir.

Şöyle ki: İktidarda bulunanların ülkeye zarar vermemesi değil ülke için faydalı işler yapması gerekir. Siyaset yapılmayan olumsuzluklarla değil, yapılan olumlu eylemlerle değerlendirilmelidir. Siyasetçi de toplumun olanaklarını en olumlu şekilde kullanmakla yükümlüdür.

“Yalan söylememek” değil, “doğruyu söylemek” kural olmalıdır.

“İnsanları öldürmemek” değil, “insanları sevmek” kural olmalıdır.

“Adam çalıyor ama, helal olsun iş de yapıyor.” Söylemi ne kadar aykırı bir düşünce ise; “Adam çok dürüst, dolayısıyla iş de yapamıyor.” Söylemi de o kadar aykırıdır. Siyaset ahlakında, hem dürüst ve doğru olunacak hem de olumlu iş yapılacaktır.

Bu örnekler çok sayıda çoğaltılabilir.

Siyasette ahlak sahibi olmanın ilk koşulu siyasetçinin fikirlerine, düşüncelerine ve ilkelerine sahip olmasıdır.

Bu ne demektir? Açıklayalım….

Ülkemizde fikir, düşünce ve ilkeler siyasi partilere göre değil, bu partilerin bulundukları yere göre belirlenmiştir. Kısaca, bir partinin iktidarda veya muhalefette olmasına göre düşünceleri gelişir ve belirtilir. Muhalefette herhangi olumlu bir düşünceyi ileri süren siyasi parti iktidar olunca birdenbire eleştirdiği fikirlere sahip çıkmaya başlar. Son on yılda bu oluşumun örneklerini iç ve dış siyasette o kadar çok gördük ki, burada tek tek örnek vermeyi gereksiz görüyorum.

Bazı düşünceler ve ilkeler her zaman muhalefette ileri sürülür ve savunulur. Bazı düşünce ve ilkelerde de her zaman iktidarda doğru bulunur ve uygulanır. Daha bugüne kadar muhalefetteyken öne sürdüğü düşünceleri ve uygulamaları iktidara gelince yürürlüğe koyan bir siyasi partiye rastlanmadı dersek, büyük bir yanlış yapmamış oluruz. 1950, kısmen 1960 ve de 1980 yılındaki iktidar değişiklikleri bu tespitin dışında bırakılabilir. Her üç durumda da Türkiye’de olağanüstü koşullar hüküm sürmüştür.

Bu durumda ileri sürülen düşünce ve ilkeler değil sadece bunları söyleyen insanlar yer değiştirmektedir. Muhalefettekiler iktidara gelince, düşünceler geride kalmakta ve iktidardan muhalefete geçenlerce benimsenmektedir. Bunun da adı demokrasi olmaktadır.

Demokrasi kavramının bu anlayışla temsil edilemeyeceği bir gerçektir. Türkiye’deki siyasal ahlak dışı hareketin en koyusu ve birincisi işte bu davranış şeklidir. Yıllardır halka söylenen bu yalan siyasal yozlaşmanın temel unsurudur.

Türkiye siyasetinde “istifa” kavramı var mıdır? Bu kavram işler mi?

Cevabı hemen verelim: Kesinlikle Hayır!....

Siyasi ahlakın iyi kötü uygulanabildiği ülkelerde “istifa” sözcüğünün bir değeri vardır. Siyasetçilerin onurlarını korumak için son sığındıkları olgu “istifa”dır.

Türkiye’de düşünce aykırılığından veya başka bir sebeple bulunduğu mevkiden istifa eden kaç siyasetçi hatırlıyorsunuz?

Ben, ancak iki kişi sayabiliyorum.

Birincisi, DYP Milletvekili iken, Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı Milletvekilliğinden istifa eden Murat Sökmenoğlu.

İkincisi ise, Başbakan Mesut Yılmaz’la düşünceleri uyuşmadığı için Devlet Bakanlığından istifa eden Mehmet Ali İrtemçelik.

Peki aksi için bir örnek gösterebilir miyiz?

Evet!... Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yaptığı ihale sonuçlarının önceden bilindiğini ispatlayan Milliyet Gazetesi yayını üzerine bakanlık bu ihaleleri iptal etmişti. O tarihteki Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı, “Aynı ihbar bana da gelmişti. Ama iş acele olduğu için ihaleleri yaptırdım” açıklamasını yaptı. (15 ve 16 Mayıs 1993 tarihli Milliyet Gazetesi).

Nerede istifa müessesesi?

Bir Bakan ihaleye fesat karıştırıldığını bildiği halde, “iş aceledir” gerekçesi arkasına sığınarak, hileli sonuçları ilan ediyor. Ve koltuğunda oturmaya devam ediyor.

Siyasette ahlak anlayışı nerede kaldı?

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç