Denemeler

Kas01

Vazgeçemeyeceğim Büyük Aşkım

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Aşk ve Sevgi

Vazgeçemeyeceğim Büyük Aşkım

Vazgeçemeyeceğim en büyük aşkım bir şehir. O şehrin içinde yaşıyorum. Bütün sıkıntılarına katlanıyorum, neredeyse mazoşist bir duyguyla. O şehir dünyada eşi olmayan bir güzellikte. Yıllardır, hele son elli yıldır her gelen bir köşesinden güzelliğini yok etmek istiyor.

O, 2500 yaşına karşın nerdeyse hergün biraz daha güzelleşiyor. Bu şehir yalnızca güzel değil, biraz da fettan. Çok hareketli. Bir yerinden üç beş hafta geçmeye görün; bir de bakıyorsunuz kendine bir yenilik yakıştırmış. Önce acaba çirkinleşti mi diyorsunuz? Bir de bakıyorsunuz o çirkin dediğiniz olgu yanındaki güzellikleri sizin gözünüze sokar olmuş. Yılların güzelliklerinin birden farkına varıyorsunuz. Şu çirkin bina olmasa ne güzel olurdu diyorsunuz. Ve eldeki güzelliklerin kaybolmaması için bir başka çaba gösteriyorsunuz.

İstanbul’dan söz ediyorum. Dünyanın herhangi bir yerinde bu güzellikte bir şehir görebilir misiniz? İki kıta üzerine kuurlmuş bir dünya harikası. İçinden akarsu geçmeyen tek dünya metropolü. Ve hatta tek büyük şehir. Dünya inançlarının hepsini her ayrıntısıyla barındıran olağanüstü bir şehir. Hakkında yüzyıllardır şiirler yazılıyor. Hepsini sıralasanız ciltlerce yazmak gerekir.

Orhan Veli’nin yaptığı gibi İstanbul’u dinlemek lâzım. Ne demiş?...

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı

Bugün artık sucuların çıngırakları uzaklardan işitilmiyor. Gene de gözlerimi kapıyorum ve İstanbul’u dinliyorum. Korna seslerini, caddeleri dolduran araçların motor gürültülerini işitiyorum. Bir de sahile gidiyorum ki... Neredeyse hiç bir ses değişmemiş. Lodosta sahile çarpan dalgaların sesi aynı... değişmemiş... Gözlerimi açıyorum... Sahil yolunun kaya dolgusuna çarpan dalgaların serpintileri yüzüme çarpıyor. Karşımda Haydarpaşa... Neredeyse elimle tutacağım.. Göz aldanması... Şimdi bir kaç tane yüksek bina silueti bozuyor... Ama gene de güzel... Hayran hayran seyrediyorum.

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.

Artık dalyanlar yok, balıklar azalmış. Ama kuşlar, martılar sürü sürü, çığlık çığlığa. Vapura binin. Yirmi dakika için bile olsa sürü sürü martıların çığlıklarını dinleyin. Belki onlara bir simitten kopardığınız parçaları atarsınız. Martıların vapuru izlemesini seyredersiniz. Peki dalyanların ağlarla çekilen taze balıkları nerede. Artık onları Beşiktaş balık pazarında veya başka bir Boğaz balık pazarında belki de Beyoğlu’nda görebilirsiniz. Hiç Beşiktaş çarşısındaki meyhanelere gittiniz mi? Gitmedinizse çok şey kaçırıyordunuz. Yaşamınızda önemli bir zevki kaçırmışsınız. Hele sevdiğinizle giderseniz. Ben gidecektim. Öyle konuşmuştuk. Olmadı... Bekliyorum... Bir gün yüreğinin sesine kulak verecek diye... Bir kadının ayaklarının suya değeceği sahilde pek kalmadı. Gene de Boğaziçi’nin bir kaç yeri medeniyetten nasibini almakta gecikmiş. Tavsiye ederim Çengelköy’e gidin. Sevdiğiniz de yanınızda olsun. İskelenin yanındaki meyhanede oturun. Bira için. Yanında da kalamar olsun. Sonra suya değen ayakların sesini hayal edin. Bir taraftan da Sarayburnu’nu seyredin. Hele hava güneşliyse ve gün batıyorsa... O’nun gözlerinin içinde sevgiyi okuyabiliyorsanız...

İşte böyle olağanüstü bir şehirdir İstanbul. O’nu sevmemek mümkün mü? O akıllı, güzel ve hedefine ilerleyen olağanüstü bir kadın gibidir. O’nu sevmemek elde değildir. Ama bir de bakarsınız, O sizin sevginize karşılık vermek istemiyor. Başını almış gidiyor. Ama benim O’na olan sevgim devam ediyor. İstanbul’u sevmemeği düşünemiyorum. O benim vazgeçemeyeceğim sevgilim.

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç