Denemeler

Eyl24

Siyasette ahlak nerede başlar, nerede biter?

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Siyaset

Siyasette ahlak nerede başlar, nerede biter?

Değerli dostlar,

"Siyaset ve Ahlak konulu yazıların tamamı 9 adet olarak 2003 - 2004 yıllarında HaberX sitesinde yayınlanmıştır. Aşağıda okuduğunuz birinci yazıdır. Diğerlerini "Tüm Denemeler" bölümünde okuyabilirsiniz. Yıllar sonra da burada belirtilen düşünceler güncelliğini maalesef korumaktadır. E.G.
1789 Fransız ihtilalinden beri dünya gelişen bir demokrasi anlayışına sahip. Bu demokrasi Atina demokrasisinden çok daha değişik. İnsanların eşitliği giderek daha fazla kabul görüyor. Kesin eşitliğe ne zaman erişilebilir? Veya hiç erişilebilecek mi? Sınıf egemenliği yerine devletlerin egemenliğine bırakmıyor mu? Marx’ın kapitalizm tarifi, emperyalizme dönüştüğü gibi, emperyalizm de globalizme dönüşmüyor mu?

Emperyalizmin son aşaması globalizm bugün dünyaya tümüyle egemen olma yolunda. Kapitalist ahlak anlayışı dahi artık kabul görmemeye başladı. ABD kapitalist sistemin kurduğu kurumları ve hukuku hiçe sayıyor. Kendi çıkarları için ülkeleri işgal ediyor. İnsanları öldürüyor. Yaptıklarının gerekçesi olarak da “demokrasi”yi yerleştireceğini ilan ediyor. Uluslar arası siyasetin ahlak anlayışını hiçe sayıyor.

Globalizmin ahlak anlayışının çarpıklaştırılmış bir şekli de Türkiye’de uygulanmaya çalışılıyor. Fakat ters yönde. Binlerce yıllık tarih ve deneyim gözardı edilerek yüzyıllar öncesinin siyaset anlayışı hiçbir engel tanımadan uygulanmaya çalışılıyor. Bizim insanlarımız da bu uygulamayı sanki başka bir ülkede yapılıyormuş gibi yalnızca seyrediyorlar. Yüzyılların deneyimiyle uygar dünyada yerleşmiş ve son iki yüz yıldır da ülkemizde yerleştirilmeye çalışılan ahlak siyasi anlayışı yok sayılıyor.

Siyasette ahlakın nerede başladığı konusunda derin tartışmalara girilebilir. Ancak hiç üzerinde tartışılmayacak olan siyasetin ve siyasetçinin ahlak ilkelerinin hiç vazgeçilemeyecek olanının seçim öncesi söylenenlerin ve sonra da tüm süreç içerisinde vaat edilenlerin gerçekleştirilmesidir. Unutulmamalıdır ki siyasi partiler ve siyasetçiler yalnızca kendi yandaşlarına değil tüm ülke halkına karşı bir dizi taahhüde girerler. Özellikle Türkiye gibi seçmenlerin neredeyse yarısının yüzer gezer oya sahip olduğu bir ülkede siyasetçilerin söyledikleri, insanlara vaat ettikleri onların politik hayatları için son derece önemlidir. Söylediği havada gelen siyasetçi veya siyasi partinin bir daha seçilme ihtimali kolayca ortadan kalkabilir. Örnekleri çok yaşanmıştır.

Bu taahhütlerini bilerek yerine getirmeyen veya getiremediği için sayısız gerekçeler sıralayan siyasetçinin ahlak anlayışından şüphe etmek gerekir. Bilmeden, kısa vadeli düşünerek, yapılan vaatlerin gerçekleştirilemeyeceğini biliyoruz. Fakat bu gerçeği siyasetçinin de bilmesi gerekir. “Biz devletin durumunu bilmiyorduk” mazeretini kimse kabul edemez. Hele açıkça bilinen bir dizi sorunu, “Kucağımızda bulduk” mazereti ile geçiştirme gayretini kimse ciddiye almaz. Seçime giren her siyasi parti, her siyasetçi iktidara gelmek için uğraşır ve iktidara geldiğinde ne gibi zorluklarla karşılaşacağını da iyice öğrenmiş olması ve bilmesi gerekir.

Günümüz dünyasının hiç olmazsa bir bölümünde kabul görmüş uygarlık ilkeleri var. Bunlardan birisi ve belki en önemlisi de kamu hizmetinde liyakat ve deneyimi öne çıkarmaktır. Bakınız AKP hükümetleri bu konuda programlarında ne vaat etmektedirler.

Başbakan Abdullah Gül tarafından 23 Kasım 2002 tarihinde TBMM’ye sunulan hükümet programında şöyle denmektedir:

“Kayırmacılığın ve yozlaşmanın önlenmesi bakımından; Personel alımında objektif kriterler getirilecek, terfilerde liyakat ve fırsat eşitliği esas alınacaktır.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart 2003 tarihinde TBMM’ye sunulan hükümet programında da şöyle denmektedir:

“Personel alımında objektif kriterler getirilecek, terfilerde liyakat ve fırsat eşitliği esas alınacaktır.”

Siyasi iktidar değişikliklerinde üst kadro değişiklikleri ne kadar olağan görülse de, bu olgunun da bir sınırı olduğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak yapılan değişikliklerin en alt seviyede tutularak, yönetimde sürekliliğin sağlanması temel unsur olarak kabul edilmelidir. Çaycı, odacı, şoför kademelerinden başlayarak müsteşara kadar yapılan değişikliklerle yandaşların tüm kademeleri yerleştirilmesi, liyakat ve deneyimin göz ardı edilmesi, başarılı olduğu genelde kabul edilmiş yöneticilerin değiştirilmesi herhalde kabul edilemez. Özellikle bu atamaların yapılmasında yasalar zorlanıyorsa.

AKP’nin kadrolaşması konusunda, son günlerde basında pek çok yazı çıkmaktadır. Basın kısmen de olsa görevini yerine getirmektedir.

Peki muhalefet ne yapıyor? Onlar oylamalarda meclis oturumlarını terk ederek muhalefet yaptıklarını sanıyorlar. Uyandıklarında çok geç olacak. Korucusu olduklarını iddia ettikleri Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerinden ortada pek bir şey kalmamış olacak.

Kadrolaşma konusunda yazınca, sanılıyor ki değişik siyasal düşüncelere sahip olduğum için AKP’yi eleştiriyorum. Bilinmesini istediğim önemli bir gerçek var. Her ülkenin her yönetiminde siyasetçiler iktidara gelince kadrolaşmıştır. Bu olgu özellikle SHP ve sonra da CHP’de o kadar ileri gitmiştir ki, Kurultayda seçilen Genel Başkan ve yakın çevresi kaybeden adayın yandaşlarını partinin tüm kademelerinden uzaklaştırmıştır. Bu sebepten de bugün CHP kadroları neredeyse muhalefet dahi yapamaz hale gelmiştir.

Ülkemizde kadrolaşmanın giderek artması 1973 yılından sonra başlamış ve günümüze kadar artarak devam etmiştir. Bu gün parti veya siyasi düşünce yandaşlığı devletin tüm kadrolarını sarmıştır. İktidar değiştiğinde en alt kademeden başlayarak en üste kadar tüm kadroların değiştirilmesi artık olağan sayılmaktadır. Bugün de karşılaştığımız aynı olgudur. Devlet hizmeti yerini parti hizmetine terk etmiştir. Yerine getirilen görevin kalitesi ikinci ve hatta son plandadır. Önemli olan iktidar partisine olan sadakattir.

Türkiye Cumhuriyetinde bir iktidarın cesaret gösterip, yandaşlarının baskısına karşı koyması, bilgiye, beceriye ve dürüstlüğe önem vermesi gerekmektedir. İktidarlar değiştikçe en alt kadrolara kadar, tüm personelin de değişime uğramasından artık vazgeçilmelidir. Tek gereken bu girişim için gerekli olan siyasi cesarettir.

Siyasette ahlak konusunda bugünlük bu kadar. Aynı konudaki yazılarıma devam edeceğim. Gerek iktidar, gerekse muhalefet partisi uygulamalarında bu konuda değinilecek o kadar çok unsur var ki!…

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç