Denemeler

Eyl24

Siyasette Ahlak konusuna devam

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Siyaset

Siyasette Ahlak konusuna devam

Siyaset bilimi ve siyasette yapılanların tek amacının insanların daha mutlu yaşamasını ve bu mutluluğun devamlılığını sağlamak olmalıdır. Dolayısıyla siyasi ahlak da aynı temel üzerinde yükselen bir kavramdır. İnsanların mutluluğunu siyasi düşüncesinde temel olarak kabul eden bir siyasi görüşün bireysel çıkarları da siyasi ahlak anlayışının dışında bırakacağı genel bir kabul olmalıdır.

İnsanları mutlu etmek, onların yaşam kalitesini iyileştirmek amacını taşıyan siyasi düşüncenin, insan yaşamına saygı duyacağından şüphe edilemez. İnsana ve yaşama saygı anlayışı, kişinin kendisine olan saygı ve sevgi anlayışını beraberinde getirir. Burada “kendine sevgi” kavramını, narsist içerikli bir kendini beğenme kavramından ayırmak gerekir.

Bir bütün olan saygı ve sevgi duygularını kendine karşı besleyen insanın çevresine karşı da aynı duygulara sahip olacağından şüphe edilmemelidir. Nedeni de çok basittir. Kendine saygı ve sevgi gösterilmesini isteyen bireyin çevresindekilerden de aynı derecede saygı ve sevgiyi esirgememesi gerektiği değişmeyecek bir kuraldır.

İşte siyasi ahlak ancak insana sevgi ve saygı ile insan yaşamına saygı temeli üzerinde yükselebilir. Bu unsurlar gözardı edildiğinde siyasi ahlak da hızla boşlukta kaybolur.

Yaşama saygı ve sevgi vazgeçilmez öncülüğe sahip olduğunda, insan ve insana bağlı değerler de ahlak anlayışının en önünde yer alacaktır. Yaşamda doğruyu uygulamak, doğruyu düşünmek ve doğruyu söylemek en basit ahlak kaidesidir. Ancak bir tek istisnasıyla. İnsan yaşamına verilen önem “doğruluk” kavramının önünde olmalıdır. Birini öldürmek isteyen kişiye, öldürmek istediği kişinin nerede olduğunu söylemek doğruluk kavramına uyar, ancak vazgeçilmez önceliği olan insan yaşamını tehlikeye sokar. Bu durumda doğruyu söylemek uygun mudur? Doğru söylenmediğinde ahlak anlayışı zedelenir mi?

Hiç tereddütsüz Hayır…. İnsan yaşamının kesin önceliği vardır.

Bu genel ilkeden hareket ederek siyasette ve siyaset yapanda olmasını istediğimiz ahlak anlayışını belirleyebiliriz. Siyasi görüş ve bu siyasi görüşü temsil eden siyasetçiden beklediğimiz asgari ahlak anlayışı insan yaşamına ve insancıl değerlere ilkesel olarak göstereceği saygıdır. Tüm vaatler ve tüm politikalar bu esas üzerinde kurulmalıdır.

Siyasi ahlak anlayışının uygulanması ve yürütülmesi doğal olarak kişilere bağlıdır. Kişiler de toplumu oluşturan parçalardır. Bu durumda siyasete ve siyasetçilere yönelttiğimiz eleştirilerin siyasetin doğasından kaynaklanmadığını bilmemiz gerekir. Bir ülkede veya dünyada hüküm süren siyasi ahlak anlayışı kesinlikle bireylere ve de bireylerin oluşturduğu topluma bağlıdır.

Bir toplumun olumlu ahlak anlayışı, bireylerin olumsuz ahlak anlayışına hakim olabildiğinde, o toplumda doğru siyasi ahlakın hakim olduğundan söz edebiliriz. Burada can alıcı nokta bireylerin ahlak anlayışının ne yönde geliştiğidir. Toplumda, insana ve insanın varolduğu süreç içerisinde gelişen değerlere saygı gösteren bireylerin toplumu etkiyebildikleri sürece siyasi ahlak da tartışılmayacaktır.

Ne zaman ki, bireysel çıkarlar öne çıkar ve insancıl değerler değil de kişisel değerler düşüncelere hakim olur, işte o zaman siyasette de ahlak konusunda tartışmalar başlar.

Siyaset, siyaset yapanların eğitiminden önce yaşanarak ve deneyimle kazanılan bilgilerin sistemli ve düzenli kullanılması olarak görülmelidir. Bu durumda geçmiş yıllarda uygulandığı görülen, alışılagelmiş siyaset şekli de yerleşir ve “doğru”, “siyasi ahlak anlayışına uygun” görülmeye, kabul edilmeye başlar. Artık evrensel siyasi ahlak kuralları değil, diyelim ki son otuz yılda uygulanan siyasi kurallar geçerlidir. Bu kuralların siyasi ahlak ile ne kadar bağdaştığı sorgulanmaz. Evrensel siyasi ahlak kurallarının yerini son yıllarda uygulanan yeni siyaset kuralları almıştır.

Siyasette ahlak anlayışı değişime uğradıkça, toplumun adalet anlayışı da değişime uğrayacaktır. Bireyler, yaşam kalitelerini düzeltmenin mutluluğun tek yolu olduğunu düşündüklerinde, bu amaca erişmek için her yolu geçerli ve doğru sayacaklardır. Kısa süreli mutluluğa erişme hedefi ebedi mutluluğu giderek geri plana itecektir. Siyaset uygulayıcılarının yaptıklarını olağan ve siyasi ahlaka uygun göreceklerdir, bu olguyu “doğru” olarak kabul edeceklerdir. İşte o zaman da çarpık adalet anlayışı topluma hakim olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, politikanın ahlaklı olması için olmazsa olmaz koşul toplumun adaletli olmasıdır.

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç