Denemeler

Eyl21

Siyasette Ahlak konusu daha bitmedi

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Siyaset

Siyasette Ahlak konusu daha bitmedi

Siyasette ahlak siyasetçinin ve toplumun uygulamaları ile oluşur. Evrensel kurallar erişilmesi gereken hedeflerdir, ancak bu hedeflere erişilebilmesi bir ülkedeki siyasetçilerin ve toplumun özellikleri ile gerçekleşir. Sonuç her halde toplumsal bir olaydır.

Siyasetçinin iktidara geldiğindeki uygulamaları o ülkenin siyaset ahlakı anlayışını da meydana çıkarır.

Devletin hizmetinde olması gereken ve tek görevi topluma hizmet olan çalışanlar kendilerini devletin değil de onu oraya atayan kişinin, daha doğrusu siyasetçinin hizmetinde olarak kabul eder ve tüm uygulamalarını bu temele dayandırırsa, ahlaklı bir yönetimden söz edilemez. Bu durumu olağan kabul eden ve hatta çıkarı için kendine kayıtsız şartsız bağlı, doğru olmasa da her istediğini yapacak kişileri atayan siyasetçinin siyasi ahlak sahibi olduğundan söz edilemez.

Siyasette ahlakın temel unsurunun siyasetçinin maddi ve siyasi çıkarlarının olduğu bir toplumda, devlet hizmetinde çalışan, hizmetini dürüstlükle yürütmeyi, görevde kalışının güvenliği olarak göremez. Siyasetin bireyin çıkarları için yürütüldüğü bir ortamda çalışan her an adaletsiz ve haksız bir kararla işinden olabilir. Yapılan yanlışların cezalandırılması beklenirken, yanlış yapanların ödüllendirilmesi çok görülür.

Bu ilkelerin egemen olduğu bir toplumda devlet çalışanı da kendi çıkarını düşünmek zorunda kalır. Geçimine zorlukla yeten gelirini korumak için yöneticisine yarar sağlama yolunu seçer.

Karşılıklı bireysel çıkarların korunması ve desteklenmesi olgusuna dayalı bu yöntem sonu gelmeyen bir uygulama, çözümü bulunmayan bir sorun haline gelir. Ve zaman içerisinde toplum içerisinde genel kabul görmeye, yaşamın olmazsa olmaz koşullarından birisi olmaya başlar.

Devlet çalışanlarının değiştirilmesini kolaylaştırmak, kamuya dürüstçe hizmeti hedefleyenleri değil de siyasi iktidarın ve kendilerinin çıkarına hizmeti ön plana alanları göreve getirmek amacıyla çıkan engelleri kaldırmak için gerekli söylem hazırdır. “Bürokrasi yeni politikalara, değişikliklere, yeniliklere direniyor.” Böylece kamuya hizmet verme düşüncesinde olanların ve her şeyden önce kamuoyunun bu konudaki son direnç noktası da aşılır.

Kamuoyunda “tutucu bürokrasi” kavramını yerleştirmek için her çaba gösterilir. Basın ve televizyonlar seferber edilir. Amaç siyasi hedeflere uygun bir çalışan kadrosunu en kısa sürede devlet hizmetine yerleştirmektir.

Siyasette bu sisteme “partizanlık” adını veriyoruz. İktidarın her değişmesinde kamudaki yetkililer ve uygulayıcılar görevlerinden alınır, yeni iktidarın hizmetkarları göreve getirilir. Aşırı durumlarda en düşük kademelerden en yüksek kademelere kadar tüm çalışanlar değiştirilir. Özellikle işsizliğin çok yüksek olduğu ülkelerde, iktidara gelen siyasi partiyi destekleyenler kendileri için bu değişikliğin yapılmasını en doğal bir hak olarak görürler. Devlet kadrolarının bu şekilde siyasileştirilmesi olağan bir şekilde “yağmalama” kavramını da getirir. Yağmalanacak en kolay kaynak devlettir. Devlet varlığının kamunun, tüm toplumun mülkiyetinde olduğu göz ardı edilir. Toplumun diğer bireylerinin zararına olarak bir grup partizan veya çıkarları sebebiyle öyle görünenler yağmayı sürdürürler.

Yağmalamaya dayanan siyaset toplumun her kesiminde ahlak dışı uygulamaların gelişmesine de sebep olur. Siyasetten uzak bilimsel araştırma yapması gereken üniversiteler öncelikle siyasi düşüncenin hizmetine sokulmaya çalışılır.

Devletin yağmasında en önemli unsur olan iş hayatında haksız rekabet başlar. İktidara yakın olanların yağmadan pay almaları için, seçilmiş şirketlerin veya kişilerin kayırılması öncelik taşır. Dolayısıyla iş ahlakında da yozlaşma ön plana çıkmaya başlar.

Önce kamu çalışanlarının, sonra bilimsel kurumların ve en sonunda da iş hayatının yozlaşması siyasette ahlak kavramının da evrensel ilkelerden uzaklaşmasına yol açar.

Siyasette ahlak konusunun diğer bir önemli unsuru da “gizlilik”tir. Topluma açıklanmasında korkulan her olay, her veri “gizlilik” olgusu içerisinde saklanır. Nerede “gizlilik” varsa orada özel veya siyasi çıkarları içeren olguların varlığı şüphe götürmez.

Aynı şekilde “tabular” da siyasette ahlak kavramını yozlaştırır. Dokunulmazlığı, değişmezliği olan, tartışma dışı bırakılan konular, kurumlar ve düşünceler ergeç siyasette ahlak yozlaşmasını getirirler. Tartışma dışı bırakılan, eleştirilemeyen, sorgulanamayan tüm olaylar yozlaşmanın temel unsurudur. Ahlaklı bir siyaset anlayışının tüm bu unsurları ortadan kaldırması ve mutlak açıklığı, tartışma özgürlüğünü getirmesi gerekir.

İnsanlık her aşamada ve her dönemde gelişmeye dönük bir özelliğe sahiptir. Yaradılışı gereği de böyle devam edecektir. Gizliliklerin, yasakların, tabuların onun gelişmesini engellemesi doğasına aykırıdır. Bu doğa dışı engellenme insanlığın yozlaşmasına ve yaradılışındaki olumlu özellikleri kaybetmesine sebep olur. Fakat ergeç insanlık bu yozlaşma dönemini aşarak benliğindeki evrensel ahlak kavramına sahip çıkar.

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç