Denemeler

Eyl24

Bıkmadan usanmadan siyasette ahlak

Yazar // Ergun Göknel Kategori // Siyaset

Bıkmadan usanmadan siyasette ahlak

Siyasette ahlak anlayışının yozlaşması doğal olarak siyasal yozlaşmayı ve siyasete güvenin azalmasına da sebep olur. Endüstri toplumunun sosyal hayata getirdiği bir dizi hastalık gibi, ekonominin gelişmesi de siyasal ahlaktaki yozlaşmayı doğurur. Nasıl, fuhuş, mafya, gençlik çeteleri, uyuşturucu bağımlılığı ve ticareti ekonomi ile gelişen hastalıklarsa, siyasal yozlaşma da ekonomi ile doğru orantılı olarak gelişmeye müsaittir. Topluma yerleşen diğer hastalıklar gibi, siyasal yozlaşmayla da savaşmak gerekir.

“Güç yozlaştırır, mutlak güç ise mutlak olarak yozlaştırır” cümlesini iyice düşünmek gerekir. Bugün en olumlu yönetim şekli olarak benimsenen demokrasilerde kendi içindeki muhalefet tarafından denetlenerek ”mutlak güc” e engel olunamıyorsa mutlak yozlaşmanın da önü açılmış olur.

Bugün ülkemizin siyasi hayatında, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler neredeyse tümüyle Genel Başkan gücüne boyun eğmişlerdir. Genel Başkan mutlak egemendir, her dediği doğrudur. Genel Başkanı ve çevresindekileri denetleyecek bir parti içi muhalefete kesinlikle izin verilmez. Böylece sonunda parti içerisinde de mutlak yozlaşmanın önü açılmış olur.

Gerek parti yönetimi, gerekse ülke yönetimiyle ilgili adaylar Genel Başkan tarafından atanır. Seçim sonuçları bellidir. Genel Başkan ve taraftarları her zaman kazanır. Onlar mutlak güçlerini kullanarak her zaman iktidardadırlar. Gerekirse iktidarda kalmak için maddi yöntemleri kullanırlar. Bakanlık kademesinden başlayarak milletvekillerine ve yüksek kademe bürokrasiye egemen olmak için bu yöntemin kullanıldığı çok görülmüştür. Maddi yöntemler bir mevki olabilir, güç sağlayacak bir bakanlık olabilir. Milletvekili seçilme garantisi olabilir ve hatta nakit para dahi olabilir. Kısacası iktidarı ele geçirmek için başvurulacak her yöntem geçerlidir.

Parti Genel Başkanı olsun veya Hükümet Başkanı olsun muhalefet tarafından denetlenmezse, sahip olduğu gücü kendi bencil çıkarları için kullanmaktan çekinmez. Günümüzdeki iletişim ve bilgi edinme olanakları topluma ulaşma yolunda çok çeşitli yöntemleri var etmiştir. İktidardaki bir partinin dolayısıyla hükümetin parlamentodaki muhalefet partisi tarafından denetlenmediği veya denetlenemediği durumlar olabilir. Günümüzde parlamento dışı güçlerin muhalefetinin etkili olabileceği unutulmamalıdır. Ancak toplumda siyasal ahlaktan kaynaklanan genel bir yozlaşma olmasın.

Siyasal Ahlaktaki yozlaşmayla en etkili mücadele toplumun göstereceği tepkidir. Kendini güçsüz ve etkisiz sayan bir toplumun tepki göstermemesi siyasal yozlaşmayı en üst dereceye çıkarabilir. Tepkilerin yasaklandığı otoriter yönetimlerde, askeri darbelerde yozlaşma en üst dereceye çıkar. Bu olguyu örtmek için de darbeciler bol bol siyasi ahlak dersi verirler. Amaç bu yöntemle ahlak yozlaşmasını kamufle etmektir. Her türlü kitlesel örgütlenmenin yasaklandığı, veya örgütlenmenin her türlü yasa ile engellendiği bir ortamda toplum tepkisizlik içerisinde boğulur.

İşte 12 Eylül hareketinin ekerek bugün biçilen her türlü yozlaşmanın kaynağı, yaratılan tepkisiz toplumdur.

Günümüzde en olumlu yönetim yöntemi olarak “Demokrasi” yi görmekteyiz. Demokratik yönetim nasıl ve ne zaman etkilidir? Siyasal katılım, siyasal denetim ve özgürlükler varsa demokrasi de var demektir. Özgürlükler Anayasa ile kısıtlanmışsa, siyasi denetim Genel Başkan egemenliği ile neredeyse sıfır seviyesindeyse ve siyasi katılım ancak dört veya beş yılda bir yapılan seçimlerde görülebiliyorsa demokrasiden söz edilemez.

Genel seçimlerde seçmen tüm partileri ve yılların siyasilerini parlamento dışına atabilir. Yeni siyasi partiler ve yeni yüzler parlamentoya girebilir. Ancak bu işlem yeni iktidarın ve çoğunluğa yeni sahip olmuş partilerin anti demokratik yöntemlerle yönetilmesine engel değildir. Yeni seçilenler eskilerden daha fazla demokratik değillerdir. Ancak parlamento içinde veya dışında ciddi ve etkili bir muhalefet siyasal denetimi sağlayabilir. Bu da gerçekleşmediğinde kitlesel denetimin ve kitlesel tepkinin olabildiğince örgütlenerek denetimi gerçekleştirmesi ve özgürlüklerine sahip çıkması gerekir.

Siyasi ahlakın belli ölçülerde dahi olsa ahlak sınırlarını zorlamaması için toplumun da asgari ahlak değerlerini benimsemiş olması gerekir. Ahlak ilkeleri toplum tarafından ne kadar benimsenmişse, siyasette ahlak ilkelerinden o kadar az sapma gösterir.

Yazar Hakkında

Ergun Göknel

Ergun Göknel

1989 Yılında, adı o güne kadar kamuoyunca duyulmamış bir kişi İstanbulluların yaşamına girdi. Bir kentte yaşayanların, bir insanın yaşamının en önemli unsuru SU’yun başına getirildi. Susuzluk çekenler onu suçladılar, ona küfür ettiler.. O güne kadar mahallelerine, evlerine su gelmemiş olanlar, su boruları döşenmeye başlayınca onu kucakladılar, öptüler.
Kimdi bu insan?...

Bir yorum yapın

Yorum yapmak için oturum açmalısınız. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.

Özel Önerİm

Pizzeria Pidos

Samimi ortamıyla
ev gibi bir İtalyan restoranı.
Gümüşsuyu caddesinde

Websitesine git

Temasa geç

Düşüncelerinizi dinlemekten mutlu olacağım!

Ergun Göknel
34330 Levent, IST
Türkiye

Temasa geç